Sadık Battal’la iki sene önce, kitabını, önemsediği bölümlerini neredeyse huşu içinde sesli okurken ilk defa yüz yüze geldim. Daha önce de bir kez telefonla konuşmuştum. Okurkenki heyecanı beni otuz, otuz beş yıl önce arkadaşlarla Türk sinemasının somut ürünlerini keyifli bir şekilde tartıştığımız günlere götürdü. Sadece konuşmanın değil yazmanın heyecanına da. O şimdilerde hemen herkeste kaybolmuş heyecan hâlâ tam tekmil Sadık Battal’da var. Bunu, bu kitabın satırlarına sinmiş halde de görmek mümkün.
Türk Sineması Sosyolojisi dersini dokuz senedir veriyorum. Dokuz senedir verdiğim derste öğrencilerin Türk sinemasını inceleme hevesinin hepten kaybolduğunu saptadım. Bırakın yüksek lisans dersinde daha ileri aşamada bile Türk sineması konusunda ilgi hepten zayıflamış vaziyette. Herhangi önemli bir sorun üzerinde derli toplu bir değerlendirme hak getire. Bu erozyonda sadece yeni kuşak insanlarını, gençleri eleştirmek anlamlı değil. Sinema hocalarını da bu gerilemenin müsebbipleri arasında görmek gerek. Bu durumda Türkiye’de sinema eğitimi hakkında eleştirel mahiyette ciddi metinlerin yazılması zorunlu. Sadık Battal’ın kitabını eğer okumayı bilirsek, biraz da sinema eğitiminin eleştirisi olarak anlamak mümkün.
Sadık Battal’ın metnini Türk sineması üzerinde yazılan metinlere yönelik bir ikaz, daha doğrusu Türk sineması hakkında gelenekselleşmiş kanaatlere başkaldıran bir metin olarak anlamak lâzım.
Sadık Battal’ın kitabı sinema konusundaki çalışmalardan farklı bir yerde duruyor. Sadık Battal’ın çalışması öncelikle dar siyasal anlayışları aşıyor. Sadık Battal’ın gönlü, Metin Erksan’ı ve Yılmaz Güney’i birlikte kuşatacak kadar geniş. Bu aşma eylemi bir başka nitelikle daha buluşuyor. Artık şirazesinden çıkmış sinema araştırmalarının aksine, çalışma belirgin bir bütünsellik taşıyor. Örneğin, Godard Sinemasında Kadının Yenidensunumu’ndaki gibi bir darlık içermiyor.
Uzun süredir bu kadar geniş kapsamlı, hemen her bölümünün hakkını vermiş bir kitap okumadım. Akademisyenler ve yazarlar böylesi bir çalışmayı yapmayı hep hayal ederler ama hayale rağmen hep ertelerler. Böylesi bir çalışma hele üniversitelerde, hele son dönemlerde hiç mi hiç gerçekleşmiyor. Gerçekleşmeyecek gibi de.
Üç nokta üzerinde dikkatle durulmalı. Bir kere insanlar genel mahiyette, kavramsal çerçeveli metinler yazmıyorlar. Sadık Battal’ın bu kitabında genelde sanat, özelde sinema üzerine yazılan metinler özümlenerek değerlendirilmiş. Gerçekçilik anlayışında kendi sözünü de söyleyecek genel çerçeve oluşturulmuş. Bu konuda Lukacs’tan, Fischer’e kadar hemen her yaklaşımın, Türkiye’de etkin olmuş yaklaşımların genel hatları itibariyle değerlendirilmesi söz konusu. Bu genel anlam dışında sinema hakkındaki genellemeler de bir biçimde özümlenmeye çalışılmış.
Bunun yanında gerçekçilik konusunda Türk sineması üzerine literatürün bir envanterinin çıkarılmasıyla ve bu konuda önemli yorumların itinalı bir şekilde incelenmesiyle karşı karşıya kalınıyor. Bu noktaya özel bir dikkat atfedilmesi gerekmektedir.
Türk sinemasının genel gelişim süreci içinde kritik önemdeki dört yönetmen hakkında ciddiye alınacak değerlendirmeler yapılmıştır. Metin Erksan, Lütfi Akad, Yılmaz Güney ve Yavuz Turgul’un gerçekçilik açısından değerlendirmesi hiç abartmadan söylenebilir ki Türk sineması yazınını belirgin olarak zenginleştirmiştir.
Türk üniversitelerinin sinema ya da radyo-sinema-televizyon bölümlerinden son birkaç on yıllık tarih kesitinde Türk sinemasıyla bu kadar barışık bir metin çıkmamıştır.
Türk sineması üzerine tek bir lisans dersinin olduğu üniversitelerden akademik anlamda gelişkin metinler beklemek de herhalde ham hayaldir. Sadık Battal’ın çalışması bu konuda bir istisnadır. İnsanların bu noktada belirgin bir birikimi yoktur.
“Asıl Film Şimdi Başlıyor” Türk sinema çalışmalarına yön verecek önemli nitelikler taşıyor. Tabii bunu anlamak sinema üzerine düşünenlerin, daha doğrusu düşündüğünü sananların ferasetine bağlı.
Sadık Battal’ın biri önceden yayınlanmış üç röportajı da kitaba yakışmış. Kitaba yakışmasının ötesinde röportaj yapanlar açısından da son derece öğretici. Kitaba çok şeyler katmış.
Sadık Battal’ın bu çalışması bir sürü genellemeleri battala çıkarıyor. Çalışmada sinema yazarları ve sinema akademisyenlerinin tartışmadıkları genellemelere belirgin bir direnç oluşturuluyor. Türkiye’de sinema konusunda oturmuş, yerleşik genellemelere karşı direnci Türk sineması alanında yeterli olmasa da sağlıklı bir başlangıç olarak görmek lazım.
Dolayısıyla heyecanıyla, doğru saptamalarıyla ve yol açıcı yorumlarıyla Sadık Battal’ın asıl bundan sonra yazacakları daha derinlikli olarak üzerinde durmayı gerektiriyor.
Özellikle İletişim Fakülteleri’nin sinema konusunda duyarsız öğrencilerine Sadık Battal’ın yazdıklarının her satırını titizlikle okumalarını öneriyorum.
Eğer Sadık Battal’ın metinleri hiçbir etki yapmıyorsa, yaratmıyorsa o zaman hepten ümitsiz olacaksın gerçekten.
“Asıl Film Şimdi Başlıyor” kitabıyla Türk sinemasının asıl şimdi tartışılabileceğini söylemek lazım. Birileri saklamaya çalışsa bile, Türk sineması konusunda iz bırakacak sayılı sinema kitaplarından biri budur. Bu kitabı Türk sinemasını keyif almadan seyreden bir kesimin anlaması ise mümkün değil.
Hepten gerileyen Türk sineması çalışmaları içinde yeşeren bir çiçeğe selam duruyorum.
Keyifli ve heyecanlı okumalar.
Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı
(Giriş yazısından)
ASIL FİLM ŞİMDİ BAŞLIYOR
Sadık Battal
Vadi Yayınları
İstanbul