Evvela uzun bir aradan sonra herkese merhaba. Umarım sağlınız sıhhatiniz iyidir, huzurunuz yerindedir. İnşallah sitemizin yenilenen yüzüyle sizlere burada yazılarımı daha kısa periyotlar içerisinde ulaştırmaya çalışacağım. Malumunuz üzere televizyonlarımız yeni yayın dönemine girdiği için ne var ne yok diye merak edip izlemekteyim. Özellikle yeni yayın döneminin yeni dizilerinin ilk bölümlerini mutlaka izlemeye çalışıyorum. Çünkü bir dizinin aldığı reyting bana göre izleyici kitlesinin seviyesini belirliyor. Bir dizi yayınlanıyor ertesi gün hemen reytinglere bakıyorum ne kadar izlenmiş kaçıncı sırada yer almış diye. Şimdi bu konuda biraz hasbi hal edelim.
Bir kere 4 sezondur ha döküldü ha dökülecek diye beklediğimiz ama bir türlü dökülemeyen yaprakları izlemekten millete gına gelmemiş olacak ki, Yaprak Dökümü adlı şahane dizimiz hala 15 reytingle birinci sırada yer alıyor. Vallahi içimiz Ferhunde dışımız Şevket, bir yanımız Leyla, diğer yanımız Necla oldu ama hala doyamadık izlemeye. Azizim o ne muhteşem senaryodur, o ne zekice yazılmıştır, o ne açılımlar barındırıyor ki içinde bu kadar insan izliyor onu. Yani Lost’un senaristleri bu reytingleri görse “biz de dizi mi yapıyoruz” diye kendi kendilerine dövünürler. Öyle zaman atlamalardan, teorilerden, felsefeden vazgeçip direk bizden öykünerek dizi yazarlar şüpheniz olmasın. Neyse efendim bu muhteşem yaprakları dökülmeyen diziyi bir yana bırakıp bir diğer dizimiz olan Bir Bulut Olsam’a geçelim. İzleyeniniz var mı bilmem, ama ben bir bölüm izledim geçenlerde ve olayı çözdüm. Narin adlı saf numarası yapan zeki bir haspam var, doktoru, öğretmeni, köyün delisi hepsi onun peşinde. Hatun henüz ilk okul mezunu, maalesef hiçbir yeteneği yok ama nasıl oluyor bilmiyorum, külkedisi misali ezilip süzülüp büzülüyor ve onca adamı kendisine aşık ediyor. Üstelik köyün delisi buna tecavüz ediyor, öğretmen olan kocası da onun travmasına aldırmadan “benle beraber olacaksın, karı koca gibi yaşayacağız” diyerek tecavüz ediyor ve doktorumuz da ya nasip ya kısmet diyerek bekliyor. Ha tabi hanım kızımız üç aylık hamile olduğunu fark etmeyecek kadar da bedenini tanımaktan aciz. Aman hemen kızmayın, zira senaristimizin büyük bir derdi var. Doğu Anadolu’da yaşayan kadının sorunlarını dile getiriyor. Orada kadın dövülüyor, eziliyor, köle yerine konuyor, eşya gibi satılıyor siz bilmiyorsunuz bunları. Tabi senaristimiz de tam bir kahramanlık örneği gösterip doktor efendiyi batıdan alıyor oraya gönderiyor ki o toprakları ıslah etsin ve sorunları şıp diye çözsün. Çünkü batıda kadın hiç ezilmiyor, herkes modern modern yaşıyor. Genç kızlar kendilerini evli erkeklere peşkeş çekmiyorlar. Aileler genç yaştaki kızlarının zengin çocuklarıyla ileri derecede ilişki kurmasına izin vermiyorlar. Böylelikle zengin, kendini bilmez, insanlıktan çıkmış o çocuklar sevgililerini ayin yapar gibi öldürüp, kafalarını kesmiyorlar. Hukuk profesörü zat (İstanbul Üniversitede hocadır kendisi) yine profesör olan eşini hiç dövmüyor. Aman size diyeyim, iş arkadaşınız, komşunuz, alış veriş yaptığınız bakkal, manav, doğu şivesiyle konuşuyorsa kaçın derim. Zira geçen gün Es-Es adlı dizide izledim. Maazallah eli silahlı Diyarbakır’dan mı artık Mardin’den mi (ne de olsa bize hepsi bir) gelmiş bilemedim, işte öyle bir sakallı herif, düşmüş gencecik kızın peşine onu okuma hakkından edecek, köye götürüp dan dan dan…Çok korktum inanın. Bu doğuluların hepsi aynı. Hep dizilerde görüyoruz ya, hepsi eli silahlı psikopat. Çok şükür Allah’a biz batıda yaşıyoruz nezih nezih, komşularımız çocuklarımızı kaçıracak kadar, evimizi soyacak kadar sapık değil. 70 yaşındaki fabrikatörler 17 yaşındaki genç kızlarla evlenmiyor ne de olsa. Aydın insanlarımız eşlerini aldatmıyor, sanatçılarımız çok güzel örnek teşkil ediyorlar çoluğumuza çocuğumuza. Üstelik de mürekkep yalamış, kalem yutmuş, kitap yemiş insanlarız ne ala.
Ha bir de ‘Unutulmaz’ diye iyi dizilerin alamet-i farikası bir yapım var. Ailecek oturup izlememiz gerekiyor inanın. İki kız kardeş arasında bir yağız delikanlı. Adam küçüğüne aşık ama büyüğüyle evlenmek zorunda. Üstelik küçüğü ondan bebek bekliyor, ama naspın kızcağız aşkını bir kenara bırakıyor, namusu (!) ve iffeti (!) adında başka bir oğlanla evlenmeye kalkıyor. Aman anne babaları da pek bir muhafazakâr, pek bir katı. Hatta geri kafalı. Kızlara nefes aldırmıyorlar. Zaten kızlar nefes alamadıkları için oksijen tüpüyle geziyorlar. Böyle iki sulu gözlü kızımız var ortada bir de üstüne üstlük her ucu bir yana savrulan bir senaryo, bir türlü toparlanamayan bir hikâye... Aman olsun olsun, başımızdan fazla nede olsa geri zekâlıyız biz, bize bu kadarı da yeter. Ah tabi Ezel’i de izleyelim bu arada. Yeni başladı o da. Böyle yarı Amerikan yarı eski Türk filmlerinden karma muhteşem bir eser. İzledim, izlemeye doyamadım. O nasıl orijinal hikâye öyle. Genç bir adam zamanında en yakın arkadaşları ve sevgilisi tarafından oyuna getirilmiş ve hapse düşmüş. Sonra nasıl olmuşsa çıkmış çok süper bir gambler olmuş, geçmişisin acısını kumar masasında onlara soracak. Daha neler olacak neler. Cansu Dere de dizi de göz dolduran oyunculuğuyla Meryl Streep’e meydan okuyor. Aman o da kim canım dimi, bizim mankenden bozma Cansu’muz Meryl’iyi döver. Üstelik bizim her şeye meydan okuyan ama bir türlü burnu pislikten çıkmayan, deliler gibi bir oraya bir buraya saldıran Küçük Kadınlar’ımız var. Siz bakmayın onların küçük olduğuna, yaptıkları işler başlarından büyük. Hepimiz bu diziden şunu öğrendik, eğer anne babamız öldüyse ve başımızda erkek yoksa hepimiz birer o… olmaya mahkûmuz. Yaşasın sokaklar, yaşasın yaşlı başlı sapık zengin herifler. Onlar da olmasa ne olurdu Küçük Kadın’larımızın hali. Maazallah Küçük Yosmalar olup çıkıverirlerdi. Ama öyle alınganlık yapmayın hemen, madem anneniz babanız yok, madem işiniz yok tüm yollar mubah size. Yürüyün kim tutar sizi. Biz bu diziyi de reytinglerde birinci yapıp, izleyip izleyip ağlıyoruz. Ne de olsa çok şükür geri zekalıyız. Yahu şükredelim halimize, tüm sosyal sorumlulukları sırtlarına almış, toplumu daha iyiye daha güzele taşımanın sancısını yaşayan, paraları cebe indirme derdinde olmayan yapımcılarımız ve kanal yöneticilerimiz de olmasa nice olurdu halimiz.
Allah korusun… Allah korusun…