Beyazperdenin 25 Yıllık Taçsız Kralı Ayhan Işık Türk sinemasında yiğit,mert,sözü senet olan,tuttuğunu koparan, bıçkın kenar mahalle delikanlısı karakterlerine hayat vermiş ve bu rolleriyle beyazperdenin yakışıklı kralı ünvanını kazanmıştır.
‘Gerçeği Gör, Fünyeni Çek, Sistemi Yık’ sloganıyla okuyucuya seslenen kitap, iki filmin teknik ve biçimsel çözümlemelerini yaparken modernizm, kapitalizm, iktidar, ölüm v.b kavramlara filmlerin perspektifinden yorumlar getiriyor
Taylandlı korku-gerilim filmleri senaristi Sopon Sukdapisit'in ilk yönetmenlik denemesi 'Pek Yakında', Japonya, Çin ve Güney Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinin genç sinemacıları arasında giderek hastalıklı bir tutkuya dönüşen 'vahşet filmleri çekme' furyasının peşine takılmış sayısız örnekten biri…
Beyoğlu Sineması, Yılmaz Güney'in yeni kopyaları çıkarılan sekiz film ile "Umut" ve "Yol"u için özel gösterimler yapıyor. Güney Film, sekiz adet Yılmaz Güney filminin yeni kopyasını bastırdı.
Sinemasinemadir.com'da yazılarıyla dikkat çeken Suat Koçer ve Betül Dündar, televizyon dizileri üzerinden yapılan tahribatı gözler önüne seren yazılar yazdı. Koçer, senaristler toplumu tanımıyor derken, Dündar, Aşk-ı memnu gibi diziler yüzünden ailenin kökünün kazınmaya çalışıldığını dile getirdi ve ekledi: RTÜK'ten beklemeyin, tepkinizi dile getirin!
Hazır bu hafta vizyona giren "Pek Yakında" ile gelecek hafta sinemalarımıza uğrayacak olan "İçimdeki Şeytan", yükselen Uzakdoğu korku sinemasını temsil ederlerken, bu alanın en iyilerine bir göz atmak istedim.
Röportaj
"Modernite Karşısında Hitler ve Gandhi Aynı Şeyi Söylüyor"
02.06.2009 - Röportaj: Hilal Arslan
"Mikelanj’ın fresklerindeki insanla Dostoyevski’nin karakterlerinin ya da Gazali’nin iç oluşla ilgili anlattıkları aynı. Hepsi aynı insandan bahsediyorlar çünkü zihin berraklaşınca insan hayatı ve olguları benzer bir biçimde görüyor. Bu nedenle modernite karşısında Hitler ve Gandhi aynı şeyi söylüyorlar…"
Mecazi anlamda ele alınırsa bu durum, senaristlerin gerçek hayatta bizleri yaratan tek Allah'ın zati sıfatlarından biri olan kişilere kader biçme hakkını bu hikâyelere yansıtması anlamına gelir.
Film, hafifmeşrep bir öyküde görmeyi özlediği Sandra Bullock ve genç kızların yeni gözdelerinden Ryan Reynolds'lu kadrosuyla, maça daha baştan 2-0 önde çıkan bir yapım.
Kültürün popüler hali tarafından cafcaflı paketlerle gözümüze sokulan, güzellik, moda, kadınlar ve en önemlisi aşkın bedensel hali işte tam da bu noktada, teşhirin düzeyi, oranı ve fütursuzluğunu sorgulamaya itiyor insanı.