Hülya Koçyiğit Metin Erksan sette genç oyuncusunu köylülerin arasına salıverdi. Hülya bir süre sonra onlardan biri gibi olunca Erksan onu kamerasının önüne aldı... Ve başrollerini Erol Taş ve Ulvi ile çevirdiği bu film ülkemize "Altın Ayı" ödülünü kazandı
‘Gerçeği Gör, Fünyeni Çek, Sistemi Yık’ sloganıyla okuyucuya seslenen kitap, iki filmin teknik ve biçimsel çözümlemelerini yaparken modernizm, kapitalizm, iktidar, ölüm v.b kavramlara filmlerin perspektifinden yorumlar getiriyor
Zindan Adası, sınırlı sayıda sinema eleştirmeninin izlediği öngösteriminde hayal kırıklığı yarattı. Film, M. Night Shyamalan’ın Köy/The Village filminden sonra en şaşırtıcı sona sahip olsa da, 1950’lerin film klişelerinin tamamını içeriyor. Karakterlerinde alışıldık Scorsese derinliğini bulundurmayan film, yönetmenin hayranlarında istenen tadı bırakmayacak gibi.
İlk kitabı ‘Bu Ne Biçim Cumartesi’ ile hikâyelerini okurlarıyla paylaşan Suat Köçer, bir sinema kitabı ile yeniden okurlarının karşısına çıktı. ‘Belki Şehre Bir Film Gelir’ isimli kitabında, 2001–2009 yılları arasında gösterime giren 20 Türk filmini kendine özgü üslubuyla ele alan yazar, Türk sineması üzerine yazdığı bazı makalelerini de aynı kitapta sinemaseverlerin ilgisine sunuyor.
Yönetmenliğini Ahmet Toklu’nun yaptığı ve Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği Geleceğin Sinemacıları projesinde, senaryo dalında 2.’lik ödülü alan kısa film ‘Yüzleşme’nin İstanbul Özel Gösterimi yapılacak. Kendince Sinema Topluluğu’nun Beyoğlu’ndaki ofisinde yapılacak gösterime tüm sinemaseverler davetlidir.
Röportaj
Uğur Yücel: Belalı işlere Talibim
25.01.2010 - Röportaj: Gülenay Börekçi
"Bu yaşımda öğrenmeye başladım nasıl yaşamam gerektiğini. Kendime bakmam. Şu bedene etmediğim kalmadı. Kendimle rakibim sadece. Serseri ruhluyum, basıp gitmeyi, uzun zaman yok olmayı seviyorum. Oğlum olmasa çok çabuk dağılırdım. Bir de kendime değer vermem, övünecek yanım azdır. Yakında tamamen çekileceğim ortalıktan. Mütavazı bir yaşam ve küçük beklentilerle film yapacağım günü şimdiden özlüyorum."
Herkesin gördüğü yanlışı, doğruyu, çelişkiyi vs o da görüyordu elbet ama tek bir farkla o söylüyordu. O "Kral çıplak" deme cesaretini gösteriyordu. Bu yüzden Bergman’dı. Buzlar ülkesinin prensiydi. Hazmedilmesi zordu Bergman'ı.
Tüm zamanların en iyi ve en gerçekçi bilim kurgu filmi olduğu görüşüne katılmıyorum. Avatar, başarılı bir yapım. Ama Star Wars, 2001: A Space Odyssey, Alien, Blade Runner, Terminator v.b. filmlerle boy ölçüşemez.
Olumlu bir önyargı ile filme girdim ama geçen her süre de iyice strese giriyordum. Neşeli hayatlar deniyordu ama beni hiç de neşelendirmediğini, filmin sonunda daha iyi anladım.
Natuk Baytan ile Kemal Sunal'ın ekol haline gelen her filminde de bir çok ayrıntı vardır. Karakterlerin isimlerinden profillerine, olayları algılayışlarından, totem anlayışlarına kadar birbiriyle ilgili bir çok bağlantı vardır.